Kimdir ?

Veron Juan Sebastián Verón

Verón (d. 9 Mart 1975, La Plâta)Arjantinli futbolcu...Devamı

Andoni Zubizarreta

Zubizaretta (Vitoria, 1961)sadece Barcelona’nın değil İspanya’nın gelmiş geçmiş...Devamı

Andreas Brehme

Andreas "Andy" Brehme (9 Kasım 1960, Hamburg, Batı Almanya)...Devamı

Berti Vogst

Almanya’nın ayakları yerden kesilmeyen savunma oyuncusu. 1974’te kupayı kaldıran ekibin değişmez oyuncusu...Devamı

Bobby Charlton

(11 Ekim 1937) İngiltere futbol tarihinde adı büyük puntolarla yazılan oyuncu... Devamı

Bobby Moore

1966’da kupayı kaldıran İngiltere milli takımının savunma oyuncusu ve kaptanı... Devamı

Careca

Brezilya’nın 1980’lerdeki en önemli gol ayağı. Oynadığı 2 dünya kupasında 7 gol attı...Devamı

Dino Zoff

İtalya’nın efsane kalecisi. Kaptanlığını yaptığı İtalya milli takımıyla 1982 yılında dünya kupasını kaldırdı ve kupayı kaldıran en yaşlı oyuncu olarak tarihe geçti...Devamı

Emilio Butragueno

İspanya’nın 1980’li yıllardaki en önemli golcülerinden biri...Devamı

Dino Zoff

İtalya’nın efsane kalecisi. Kaptanlığını yaptığı İtalya milli takımıyla 1982 yılında dünya kupasını kaldırdı ve kupayı kaldıran en yaşlı oyuncu olarak tarihe geçti...Devamı

Eusebio Da Silva Ferreira

Portekiz’in gelmiş geçmiş en önemli futbolcusu. 1966’daki Dünya Kupası’nda gol kralı oldu...Devamı

Alan Shearer

Portekiz’in gelmiş geçmiş en önemli futbolcusu. 1966’daki Dünya Kupası’nda gol kralı oldu...Devamı

Alfredo Di Stefano

Di Stefano’suz Real Madrid, Freddie Mercury’siz Queen gibidir denebilir ...Devamı

Nostaljik Futbol

nostaljikfutbol

Schmeichel

Peter Boleslaw Schmeichel


"İyi zamanlarındayken, bu oyuna Schmeichel'dan daha iyi bir kaleci gelmedi. O, Manchester United tarihinde dev bir figür ve ona olan borcumuz asla unutulmayacak." - Alex Ferguson

Şöyle dönüp de  koruduğu kaleyi, onun gibi güven içinde emanet edilen kaleci varmıydı bilmem.1.93’lük dev cüssesi ve onun için özel olarak hazırlanan bol X'li  formasıyla kafadan rakiplerini titreten Danimarkalı kaleci Peter Schmeichel , dünya içi varlıkların gördüğü en iyi kalecilerden birisiydi .

1963 yılında dünyaya gelen Schmeichel'ın kökleri Polonya’ya dayanıyor . Babası Polonyalı olan Peter Boleslaw Schmeichel’ın Boleslaw ismi atalarından gelme. Küçükken de cüsseli olması nedeniyle kalecilik hadisesi ona cuk diye oturuyordu . 8 yaşında formasını giydiği High-Gladsaxe miniklerinde 2.5 sene mağlubiyet yüzü görmedi . Bu durum daha küçük yaşlardan itibaren onu kahramanlığa alıştırdı . 18 yaşındayken 3.lig takımı Gladsaxe Hero ile ilk profesyonel maçına çıktı . Oynadığı bu kulüp ligdeki rezalet performansıyla kötü günler geçiriyordu. Düşme potasında Stubbekobing maçı son derece  önemliydi , çünkü maçı kazanan ligde kalıyordu . Schmeichel bu maçta belki de hayatının oyunu çıkardı ve maçı kazandırdı .

Maç sonunda hocası Svend  Hansen, Schmeichel’ı çılgınca  kucaklamıştı . Schmeichel’ın maç sonunda boynuna sarılanlardan birisi de Bente adında  genç bir kızdır. Bu kız ; teknik direktör Hansen’in kızı olup aynı zamanda kısa süre sonra Scmeichel’ın eşi olacaktır .

                                                    
1987 yılında Brondby'e imza atarak kariyerindeki bir üst seviyeye çıkmıştı Schmeichel.
İlk yılında takımı şampiyon olurken, o da ilk kez Mayıs ayında milli takıma çağırıldı. Sezon içinde iki de kafa golü atmıştı. 1988 yılında gelindiğinde ise takımı şampiyon olurken, milli takım antrenörü Sepp Piontek onu Avrupa Kupası'na çağırmıştı. Bu turnuvada Rasmussen'in yedeğiydi ve sadece grubun iddasız son maçında forma giydi. Ne yazık ki Danimarka turnuva boyunca sadece 2 gol atıp, 7 gol yiyerek grubunda sonuncu oldu ama aslında o zaman fark edilmeyen bazı temeller atılmıştı.

1989'da ise Türk basını Schmeichel'ın adını Beşiktaş'la anıyordu ama o sezon Beşiktaş'ta yabanacı hakkını kaleciye kullanmama kararı alınmıştı. Aynı sezon takım şampiyon olmadı ama ertesi sezon 1990 yılında tekrar şampiyonluğu elde etti. Danimarka ise Schmeichel'in kaledeki başarılı performansına rağmen 1990 Dünya Kupası'na katılamıyordu. 1991 yılı ise kariyerinin ikinci bir dönüm noktası oluyordu. Brondby bir önceki senenin Danimarka şampiyonu olarak Şampiyon Kulüpler Kupası'na katılamamış ve UEFA'ya gitmişti. Fakat bu kulüp için çok hayırlı olmuştu. İlk turda Alman takımı Frankfurt'u ilk maçta 5-0 ile yenip tüm dünyanın dikkatini üstlerine çekmişlerdi. İkinci maçta 4-1 yenilmelerine rağmen turu geçtiler. İkinci turda Ferençvaroş'u zorlanmadan geçtiler. (3-0 ve 1-0) Üçüncü turdaki rakipleri Bayer Leverkusen'di ve iki maç sonunda (3-0 ve 0-0) Schmeichel yine gol yemeden turu atlattı. Çeyrek final ise Schmeichel'ın kendini iyice gösterdiği maç olacaktı. İki maç da 1-0 bitince Brondby ve Torpedo Moskova penaltı atışlarına tutuşmuş, Brondby turu geçmişti. Yarı finalin ilk maçında Schmeichel yine gol yemedi ama ikinci maç Völler'in son dakika golüyle 2-1 bitince Brondby'nin ilerleyişi durdu. Ama takımın bu duruşu Schmeichel'in ilerleyişi demekti.Galatasaray'dan teklif aldığını doğruluyordu Schmeichel ve spor basınına "Türkiye'ye gelmeye hazırım. Yeter ki şartlar oluşsun" diyordu. Ama Galatasaray'ın hayali uzun sürmeyecekti çünkü Manchester United da Brondby'nin kapısını çalıyor, Schmeichel da Türkiye ve Galatasaray yerine, İngiltere ve son Kupa Galipleri Kupası şampiyonu Manchester United'ı tercih ediyordu.530.000 pound’a Manchester United’a transfer olan Schmeichel için Ferguson “yüzyılın transferi” yorumunu yaptı . Ferguson’un bu kaleci hakkında bu kadar iddialı demeçler vermesine o zamanlar kimse bir anlam veremiyordu




"Kaleci olmak benim tercihim değildi ama galiba başka bir mevkide oynamak için fazla vahşiydim."


1991-92 sezonu başladığında takımın kalesini Sealey'den devraldı. Takımın her lig maçında kalesindeydi. Takım uzun süredir yapamadığına yapmış ve ikinci sırada ligi bitirmişti. Bir önceki sezon Kupa Galipleri Kupası'na uzanan takım Süper Kupa maçında da Kızılyıldız'ı yenince, Schmeichel daha ilk senesinde ilk Avrupa Kupası'nı kazanmış oldu.

Yugoslavya'daki savaş yüzünden ülke turnuvaya katılamayınca aslında turnuvaya katılamayacak olan Danimarkalı futbolcular herşeylerini toplayıp, tatillerini yarıda kesip komşu İsveç'in yolunu tuttular. Umut verici de bir başlangıç yapmadılar aslında. Her sonuçtan birer tane alıp, 3 puanı ceplerine koydular ve yarı finale çıktılar. Yarı finaldeki rakip son şampiyon Hollanda'ydı ve maç 2-2 bitince iş yine penaltılara kaldı. Schmeichel'in kariyerini çizen şeylerden biri kesinlikle penaltılardır. Van Basten'in penaltısını çıkarınca Danimarka, Almanya ile finale kaldı. 2-0 ile Almanya'nın biletini kesen Danimarka Dinamiti Şampiyon, Schmeichel da Avrupa Şampiyonu takımın kalecisiydi. O sene Avrupa'da Yılın Kalecisi seçildi. Turnuva sırasında sayısız kurtarış yapmıştı ve bunu hak ediyordu. 


"O tüm takıma güven verdi ve bugün dünyanın en iyi kalecilerinden birisi olduğunu kanıtladı."
- Richard Mĝller Nielsen, Danimarka antrenörü (Yarı finaldeki Hollanda maçı performansı ve kurtardığı penaltı üzerine.)

Schmeichel her ne kadar saha içinde arkadaşlarına güven veriyor olsa da  , takım arkadaşları ondan ciddi bir biçimde çekiniyordu . Aşırı agresif ve yenilgiyi , gol yemeyi kabullenemeyen yapısından dolayı , oynadığı maçlarda tribünler onun haykırışları ile inliyordu . Savunmadan tutun da  forvete , hakemlerden  rakiplerine ve taraftarlara kadar herkes onun azarından, paylamasından nasibini alıyordu . Az gol yemesinin sebeplerinden birisi de defansta arkadaşlarına sürekli bağırıp onları oyuna sürekli motive bir biçimde dahil etmesindendi .Kısacası tüm takım arkadaşları ondan tırsmaktaydı


Tarih 1994 ün Ocak Ayı'nı gösterdiğinde  Peter Scmeichel ile Alex Ferguson’un arasına kara kedi girdi . Liverpool ile oynanan bir lig maçında Manchester United 3-0 önde olmasına rağmen maç 3-3 berabere bitmişti . Maç sonunda ikili öylesine şiddetli ağız dalaşına girmişti ki , Schmeichel’ın küfürlerini duymayan kalmamıştı . Ferguson , derhal Schmeichel’ı  takımdan kovdu . Birkaç gün geçmedi ki Schmeichel masum bir kedi edasında tesislere gelip özürünü diledi . Kindarlığı ve affetmez yapısı ile bilinen Ferguson bu kez babalık yapıp bu çatlak adamı affetti .O da biliyordu ki ,böyle bir kaleciyi kaybetmek aptallık olacaktı .


"Üzerime doğru yürüyordu. Diğer oyuncular zar zor gözlerini ona çeviriyordu. Bazen durup düşünüyorum; bana bir vursaydı oracıkta ölmüştüm." - Alex Ferguson, soyunma odasındaki tartışma hakkında.




İngiltere’de 5 lig şampiyonluğu yaşayan Schmeichel’ın asıl büyük başarılarının başında da 1999 yılında Nou Camp’ta Bayern Münih ile oynanan dramatik Şampiyonlar Ligi  Şampiyonluğu'ydu . Kariyeri boyunca 11 gol attı . Kalesinden fırlayıp kornerlere gitmesi futbol ritüellerinden birisi olmuştu. Savunma elemanları için bir de Schmeichel’ı tutmak ayrı bir meseleydi . Nitekim bu final maçında da ileriye çıkmasının faydasını gördü. Maç bitmek üzere iken Alman defansının dengesini bozarak Manchester United’ın beraberlik golü gelmişti ve sonrası malum.


Sert görünen mizacına rağmen , olaylardan çabuk etkilenen duygusal bir yapısı vardı . 1996 yılında Coventry ile oynanan maçta , Coventry  oyuncusu David Busst ‘ın ayağı ikili bir mücadelede korkunç bir şekilde kırılmıştı . O kadar ki bacağını sadece bir deri parçası tutuyordu .Bu sahneye şahit olan Schmeichel gözlerini kapamış daha sonra kusmaya başlamıştı . Bunun sonrasında haftalarca süren psikolojik yardım aldığı da söylenmişti .



1999 yılında inanılmaz geçen bir sezonun ardından Manchester United'dan ayrılan Schmeichel Portekiz takımı Sporting Lizbon ile anlaşıp orada da şampiyonluklarına devam etti

1 sene sonra Lizbon ilk iki sıraya giremedi . Yıllarca kariyeri 1.lik ve 2.lik arasında gelip geçen Peter için bu durum tersti. Adaya 2001 yılında Aston Villa forması ile geri döndü . Ertesi sene ezeli rakip Manchester City ile anlaştı .City ve United ile oynanan iki derbi maçta da kalesini çılgınca savunan Schmeichel eski takımına galibiyet şansı tanımadı . Eski takımı, Manchester City'de forma giymesine rağmen ona oldukça saygı duyuyordu .


"İyi oyuncu dip noktası düşük olan oyuncudur. En kötü oynadığı maçlarda dahi belli seviyenin üstünde kalır bu oyuncular. Beraber oynadığım oyunculardan dip noktası en düşük olanı Paul Scholes'tu. Oyunu okuyuşu inanılmazdı. Hep pas atma çabasındaydı; o an oyun nasıl gidiyorsa okurdu. Bu kadarını başka hiçkimsede görmedim. Oyunu gördüğüm herkesten daha iyi yönetiyor ve oynuyordu."





Her ne kadar türk takımlarının tarihi gollerine engel olamasa da asla bu goller onun efsane çizgisine zarar veremeyecekti. Tarih boyunca onun gibi açı daraltan cok az kaleci vardır. Belki de karşı karşıya pozisyonlarda bu kadar iyi açı daraltıp gol sansı vermemesinde kücüklüğünde hentbol kaleciliği yapmasının da büyük katkısı olmuştur. Esnek vucudunun ona kemiksiz havası katması , inanılmaz refleksleri, her kalecide bulunması gereken çılgınlığın fazlasını barındıran danimarkalı efsane eldiven halen benim gözümde yaşayan en iyi kalecidir.


Romario


Copyright © 2011 | Tüm Hakkı Saklıdır

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=